Satıcılar dertlerini e-win Abla’ya anlatıyor.
Evet, yanlış okumadınız. Artık satıcıların da dertlerini paylaşabilecekleri bir ablaları var. Hem de ne abla! Eğer bir satıcıysanız ve bazen “Artık dayanacak gücüm kalmadı!” diyorsanız e-win ablaya danışın. Satışın kıvrımlı yolları onun beyninin kıvrımları karşısında inanın çok düz kalacak!
Sevgili e-win Abla
Ben iş aşkına inanan ve bu aşka coşkuyla bağlı bir insandım. Hatta biz eğitimdeyken “satış, satıcının ürününe duyduğu coşkuyu karşı tarafa aktararak o ürünün satın alınmasını sağlamasıdır” diye öğretmişlerdi. Ben de çok çalıştım, didindim. Üç yıldır yaz tatili bile yapmadan çalıştım durdum. Kırk yılın başında yıllık izne çıktım. Keşke çıkmasaydım. Bir döndüm ki müşterilerimin çoğu sözleşmesini rakip şirketle yapmış. Şimdi ne yapacağım ben? Müşterilerim beni rakibimle aldatıyor. Tatile çıkmak biz satıcılara haram mı? Bütün sene boyunca bir telefonla sana ulaşabilecekleri kadar yakınlarında ol, sonra iki gün tatile git ve soluğu hemen rakipte alsınlar. Alt tarafı telefonumu da İstanbul da unutmuşum… Bana ulaşamadılar diye yapılır mı bu? Bunca emekten sonra… Bunu sindiremiyorum. Bir taraftan da kotam var ama çalışamıyorum. Daha doğrusu içimden çalışmak gelmiyor. Hatta iş değiştirmeyi bile düşünüyorum. Bir akıl verseniz, ben simdi ne yapayım?
Rumuz: Arpacık Kumrusu
e-w Ablan der ki:
Sevgili Arpacık
Kusura bakma ama rakiplerin müşterilerinin bir tık ötesindeyken, ne senin ne de başka bir satıcının bir hafta boyunca telefonunu kapatıp kafasına göre takılma hakkı yok. Sen tatilde olabilirsin ama müşterilerin tatilde değil. En azından mesai saatlerinde ulaşılabilir olman gerekirdi. Mademki böyle bir hata yaptın, ez azından fark ettiğin an evdekileri arayıp telefonunu sen yokken müşterilerinle ilgilenebilecek bir iş arkadaşına yönlendirmelerini söyleyebilir, yardım isteyebilirdin. Bu da olmuyorsa, en azından ailenin telefonunu telesekretere yönlendirmelerini sağlayıp müsait olduğunda mesajları dinleyebilir ve acil olanları gecikmeden arayabilirdin. Üstelik yenilenmesi gereken sözleşmelerden bahsediyorsun. En azından bu müşterilerine “Ben bir hafta olmayacağım” diye haber verseydin, belki de bu sorunlar hiç olmayacaktı. Müşterilerin sana ulaşamayınca ilgilenmediğini düşünüp kızmış, en yakındaki satıcıya yönelmiş, belki de sana bir ders vermek istemiş olabilirler.
Bunlar iş hayatının tuzu biberi. Bu türden olaylar olmasaydı biz nasıl öğrenebilirdik ki bazı şeyleri. Bir de bunu düşün. “Ben bir deneyim edindim ve bedelini de çok acı ödedim ama bir daha bunun olmasına asla izin vermeyeceğim” de ve önüne bak, yoluna devam et. Sen muhasebeci misin ki geçmiş hesaplara kafayı takıyorsun. Senin hesabın gelecekte! Müşteriye kızıp, faturayı satışa çıkarma lütfen. Hangi işte çalışırsan çalış, seni kızdıracak bir şeyler mutlaka karşına çıkacaktır. Burada en azından çalışmanın karşılığını alıyorsun. Sadece bir anlık hata sana biraz pahalıya mal olmuş. O kadar. Bunu unutur çalışmaya davam edersen, bu sinirle rakiplerinin tozunu attırırsın. Enerjini gereksiz şeylere harcayıp tüketme.
Satışta “rakibin hatasını beklemek” diye bir kural vardır. Sen de rakibin hata yapmasını bekleyeceksin. Bu sene kaçırdığın müşterilerinle bağını koparma ve onlara da kızma. Mecbur kalsaydın inan sen de müşterilerinin yaptığını yapardın. Müşterilerin senin sattığın ürünlerden başka ürünleri deneme hakkı olamaz mı? Beni aldatıyorlar diyorsun. Olayları kişiselleştirme lütfen! Müşterilerin senin tapulu malın değil. Kısaca, müşterini sahiplen ama sahibi gibi de davranma. Bu hem iş, hem de ikili ilişkiler için geçerli bir kuraldır. Çok sıkarsan kaçarlar. Belki de müşterilerin aldıkları ürün ve hizmetten memnun kalmayacaklar ve bin pişman olacaklar, nereden biliyorsun. Belki senin şirketinin değeri ortaya çıkacak. Sen eski müşterilerinle irtibatta kal ama bu arada portföyüne yeni müşteriler katmaya çalış. Müşterinin gücü bütçesinden geliyorsa, senin de gücün portföyünden gelir. Unutma!